Tag Archives: peyzaj

Hüseyin Avni Lifij’in “Zeyrek’ten Görünüm” eseri

work_2701

1886 doğumlu ressamımız Hüseyin Avni Lifij, Sanayi-i Nefise’de Osman Hamdi Bey‘den sanat dersi, 23’ünde Paris’te İzlenimcilik akımı başta olmak üzere resim teknikleri üzerine ciddi bir eğitim almıştır. “Son Otoportre” ile tanıttığım 1927’de kaybettiğimiz ressamın “Zeyrek’ten Görünüm” adlı peyzajını anlatmaya çalışacağım.  Okumaya devam et

Reklamlar

Hubert Robert’in “The Ponte Salario” eseri

ponte salario

Hubert Robert, 1733 yılında Fransa’da doğdu. 1808’de memleketinde ölene dek onlarca peyzaj çalışması yapan ressam, çevresi tarafından “Harabelerin ressamı Robert” olarak çağrılıyordu. Bunun sebebi, çok eski yapıları modern bakışlarla bütünleştirerek resmetmesiydi. Bu bütünleştirmeyi öyle ustalıkla halletmiş ki yapının eskiliğini ya da figürlerin modernliğini ancak detaycıysanız keşfedebilirsiniz. Hubert Robert‘in 42 yaşındayken resmettiği “The Ponte Salario“dan (“The Old Bridge“) söz edeceğim.  Okumaya devam et

John Constable’nin “Flatford Mill” eseri

constable   

John Constable, 19. Yüzyıl İngilteresi’nin romantik ressamlarından. Mısır tüccarı bir babanın oğlu olarak 1776’da dünyaya gelen Constable, 60 yıllık ömrüne pek çok peyzaj sığdırdı ve ardından gelenlere örnek sanatçı olarak sanat tarihindeki yerini aldı. Ressamın 1816’da başlayıp 1817’de bitirdiği “Flatford Mill“den söz edeceğim. 1 metre 33 cm x 1 metre 58 cm ebatlarındaki bu dev eser, 162 mm‘lik kalınlığıyla Constable‘nin en büyük peyzajı olarak Tate Galerisi‘nde sergileniyor.  Okumaya devam et

Camille Pissarro’nun “Pont Boieldieu in Rouen, Rainy Weather” eseri

the-pont-boieldieu-rouen-damp-weather-1896

Camille Pissarro, her ne kadar Amerika’ya bağlı Virjin Adaları’nda dünyaya gelse de ressamlığı katışıksız Fransız’dır. Daha evvel İtalyan Bulvarı peyzajıyla tanıtma fırsatı bulduğum ressamın “Pont Boieldieu in Rouen, Rainy Weather” adlı eserinden söz edeceğim. 1896 senesinde, yani ressamın aramızdan ayrılmadan 7 sene önce tamamladığı eser, Toronto’daki Ontario Sanat Galerisi‘nde sergileniyor.  Okumaya devam et

Gustav Klimt’in “Tranquil Pond” eseri

klimt tranquil

Avusturyalı ressam Gustav Klimt‘in özgün tarzını, kadın figürlere başrol verdiği eserlerinden ve bir süre önce anlatmaya çalıştığım Beethoven frizinden tanıyabilirsiniz. Bugün sizi, bu adamın ressamlığının bir başka yönüyle tanıştırmak istiyorum; peyzajcı KlimtOkumaya devam et

Thomas Gainsborough’un “The Watering Place” eseri

8277

1727 doğumlu Thomas Gainsborough, yaptığı hayvan resimleri ve peyzajlarını gözlemciliğine borçlu. Bunu kendi söylüyor. Mart ayında yazdığım Andrews çiftinin portresinde de yine peyzaja yer veren Gainborough, ölmeden 11 sene evvel ormanın içinde su içen bir grup hayvan resmi yaptı. Ancak resme bakınca ne hayvanlara ne de ağaçlara odaklanabiliyorsunuz. “The Watering Place” adını verdiği ve benim “Sulak Alan” olarak çevirdiği eserde renk ve ışığın kusursuz aktarımı, diğer nesne ve figürleri göz ardı ettiriyor.  Okumaya devam et

Ivan Aivazovsky’nin “Sea Coast” eseri

04

Ivan Aivazovsky, 1817 yılında Kırım sınırları içinde yer alan Feodosya’da dünyaya geldi. Feodosya, bir liman kentiydi; geniş ufuklarına bakınca ay ve güneşin denize yansıması her defasında bir mucize gibi görünürdü. En azından Feodosyalılar’ın sözleri bu şekilde. 1900’de kaybettiğimiz Ermeni asıllı Romantik ressam Aivazovsky‘nin ressamlık yeteneğini geliştiren ve onlarca peyzaj vermesini sağlayan bu kent, ressamın öldüğü kenttir de. Okumaya devam et

Claude Monet’in “Mount Kolsaas” serisi

Image

Fransız ressam Claude Monetİzlenimcilik akımın ‘olgunluk dönemi‘nde bir seri yaptı. Norveç ziyareti esnasında kaldığı yerden gördüğü Kolsas Dağları‘nı aynı açıdan ancak farklı renk ve görüntüde resmeden Monet‘in 6 eserlik serisinden bir işi Orsay Müzesi‘nde, biri Monet Müzesi‘nde sergilenirken diğerleri özel koleksiyonlarda saklanıyor. Okumaya devam et

Paul Cezanne’nin “The Forest” eseri

Image

Bir Paul Cezanne tablosundan bahsedeceğim bu yazıya Ernest Hemingway‘le gireceğim. Çünkü Hemingway, kitaplarında güneş ışınlarının düştüğü noktalarda yaprakların aldığı renge dek kelimelere döktüğü doğayı Cezanne eserlerinden öğrenmiş. Yazdığı çoğu yeri görmemiş, cümlelerini Cezanne tablolarını inceleyerek çıkarmış. Bunu öğrendikten sonra Paul Cezanne peyzajları kat be kat değerleniyor.  Okumaya devam et