Monthly Archives: Ekim 2014

Mikhail Nesterov’un “Philosophers” eseri

nesterov philosophers

Mikhail Nesterov, Rusya’da 1800’lerde ortaya çıkan ve yayılan Sembolizm akımını resim alanında temsil eden değerli bir sanatkardır. Daha çok kilise ve katedrallere din temalı işler boyayan ressamımız, 1917 yılında çok sevdiği iki dostu Sergei Bulgakov ile Pavel Florensky‘nin yan yana yer aldığı bir portre yaptı.  Okumaya devam et

Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” eseri

kaplumbağa terbiyecisi

Geçtiğimiz günlerde “Silah Taciri” adlı eseriyle söz etme şansı bulduğum Osman Hamdi Bey‘in bir başka işinden bahsedeceğim; “Kaplumbağa Terbiyecisi“. Namı çığ gibi büyüyen bu eser, Osman Hamdi‘nin senelerce Osmanlı halkını yönelttiği sanat yolu, açmış olduğu sanat okulu Sanayi-i Nefise (Mimar Sinan GSÜ), bugün dünyanın en büyük arkeoloji müzeleri arasında yer alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri gibi kıymetli değerleri, ressamın kendisiyle beraber bir kenara itip tek başına tahta oturtuldu. Halbuki “Kaplumbağa Terbiyecisi“, salt anlam itibariyle öyle değerlidir ki bilinmiş olsaydı özeleştiri yapabilen sosyetik sanatseverler, ona sahip olma hulyasından vazgeçerlerdi. Okumaya devam et

Bir anekdot 16: Dostoyevski’den, Ilya Repin’in “Barge Haulers on the Volga”sı üzerine…

yedekçilerIlya Repin, Rusya’nın önemli realist sanatkarlarından biridir. 1844 yılında bugünkü Ukrayna sınırları içinde yer alan Rusya İmparatorluğu’nda dünyaya gelen Repin‘in tabloları, döneminin sosyal, politik, kültürel gerçeklerini yansıttığı için bile çok önemlidir. Bunun yanına Repin‘in yeteneği de eklenince karşımıza çırılçıplak 19. Yüzyıl Rusyası çıkar. 1930’da kaybettiğimiz ustanın 1870 ile 1873 aralığında yaptığı “Barge Haulers on the Volga” (Volga’da Sal Çekicileri) adlı eseri üzerine Dostoyevski‘nin düşüncelerini paylaşıyorum.

Okumaya devam et

Leonardo Da Vinci’nin “Madonna Litta” eseri

davinci_madonna_litta_grt

İtalya’da Rönesansı başlatan isim olan Leonardo Da Vinci‘nin 1482 ya da 1490 yılında yaptığı bir tablosundan söz edeceğim. “Madonna Litta” adlı eser, daha sonra ahşap panele geçirilmek üzere 42 x 33 cm‘lik kanvasa, temperayla yapıldı. Resmin büyük bir kısmı usta Da Vinci‘nin, o dönemki çırağı Giovanni Antonio Boltraffio tarafından boyandı. Okumaya devam et

James Tissot’un “Jesus Looking Through a Lattice” eseri

00.159.11_PS1 Fransız ressam James Tissot, yaptığı İncil illüstrasyonlarıyla bilinir. 1902’de kaybettiğimiz Tissot‘un pek çok portre ve peyzaj eseri de yaptı ve genellikle guaj boya kullandı. Söz etmek istediğim “Jesus Looking Through a Lattice” eseri, Hz. Süleyman‘ın “Ezgiler Ezgisi” kitabından bir ayetin resimlenmiş halidir.  Okumaya devam et

Francisco Goya’nın “Allegory of the City of Madrid” eseri

610goya

1746 doğumlu İspanyol ressam Francisco Goya‘yı “3 Mayıs 1808“, “El Pelele“, “Saturn Devouring His Son” gibi eserleriyle tanıtmıştım. Gönlünün en büyük kısmını memleketine ayıran ve bu sevgisini ölene dek koruyan ressamdan “Allegory of the City of Madrid” eseri aracılığıyla bir kez daha bahsedeceğim. Tarihi bir önem taşıyan bu eserin karışık hikayesiyle başlayalım.  Okumaya devam et

Osman Hamdi Bey’in “Silah Taciri” eseri

A10119

İstanbul Arkeoloji Müzesi, Mimar Sinan GSÜ gibi sanat yuvalarını memleketimize kazandıran Osman Hamdi Bey’den Ahmet İhsan vasıtasıyla söz etme şansı bulmuştum. Bu yazımda, Osman Hamdi Bey‘in ressamlık yeteneğinin bir sonucu olan “Silah Taciri” adlı eserinden söz edeceğim. Yaşam – ölüm ve gençlik – yaşlılık gibi karşıtlıkların bulunduğu eserdeki en büyük zıtlık, baba ile oğuldur.  Okumaya devam et

Rene Magritte’nin “The Menaced Assassin” eseri

MOMA 02-1 Rene Magritte The Menaced Assassin

Belçikalı ressam Rene Magritte‘nin “Le Viol“, “Golconda“, “The Castle of the Pyrenees” adlı eserlerini anlatmaya çalışmıştım. Şimdi yorumlamaya çalışacağım Magritte eseri “The Menaced Assassin“, 1927 yılında; yani ressam 29 yaşındayken tamamlandı. İlk kişisel sergisi için yaptığı bu eser, tıpkı “Les Amants“daki gibi Fantomas etkisi görülüyor. Okumaya devam et

Joos De Momper’in “The Tower of Babel” eseri

1

Resim tarihinde Babil Kulesi‘ni resmeden pek çok Flaman ressam vardır. En değerlilerinden biri olan Pieter Bruegel‘in eserini anlatmıştım. Şimdi söz etmek istediğim kişi, yaşamı boyunca Bruegel‘in yeteneğine hep hayran olan Joos de Momper. 1564’te; yani Bruegel ölmeden 4 yıl önce dünyaya gelen De Momper, 1595 ile 1605 aralığında iki kez Babil Kulesi‘ni resmetti.  Okumaya devam et

Paul Cezanne’nin “The Black Marble Clock” eseri

50m0030b

Bu yazıda Fransız ressam Paul Cezanne‘nin bir natürmort işinden söz edeceğim. Lakin önce “Bowl and Milk Jug“, “Rideau, Cruchon et Compotier” natürmortları, Emile Zola’lı eseri ve en önemlisi de atölyesine bir göz atmanızı rica ediyorum. “The Black Marble Clock” isimli yağlıboya eseri, Cezanne‘nin siyahı bol kullandığı Karanlık Dönem işleri arasındadır. Okumaya devam et