Bir anekdot 13: “Gece Devriyesi”nin Rijksmuseum’daki maceralı yaşamı

rembrandt-nightwatch

Rembrandt van Rijn, 17. Yüzyıl’ın Hollandası’nda en çok tanınan ve en çok kazanan ressamı idi. Ressamın başyapıtı, 36 yaşında tamamladığı “The Night Watch“. Kusursuz üç boyut algısı, gölge düşüşleri ve kalabalık hissi verdiği bu eserinde gördüğünüz figürler, ünlü ressamın tablosunda yer alabilmek için yüksek meblağlar ödediler. Bayrak gibi, marş gibi millileşen bu resmin Rijksmuseum‘daki hareketli yaşamının bir bölümünden söz edeceğim. 

Önce adından bahsetmeliyim. “Gece Devriyesi” yahut “Gece Nöbeti” şeklinde çevirdiğimiz “The Night Watch“, bu adı almak için ta 1700’lerin son demlerine dek bekledi. Bunun nedeni, bu tür nöbetlerin başındaki törenlerin gündüz yapılmasıdır. “Gündüz Nöbeti” üzerinde düşünüldü, lakin bu ad “Gece Nöbeti” kadar estetik bulunmadı. Zaten eserin boyası ve verniği koyulaşmıştı; algıda ‘gece olduğu’ şeklinde bir izlenim yaratıyordu. Buna bir de gündüz devriyelerinin kaldırılması eklenince eserdeki tüccarlar, yani kutsal Hollanda’nın yürekli sivil koruyucularının başrolünde olduğu eser “Gece Nöbeti” adıyla sergilenmeye başladı.

image_large

Gelelim Rijksmuseum macerasına. 1885’te Amsterdam’da açılan Rijksmuseum, “The Night Watch“ı bünyesine aldığı an bambaşka bir yapı oldu. Binanın şeref köşesine yerleştirilen bu 300 küsur kiloluk tablo, tüm eserlerin yeniden düzenlenmesine sebep olarak müzeyi de şekillendirdi. Bu durum, “Gece Devriyesi“ni Hollanda için bir ulusal simge sayılmasına sebep oldu ve Hollandalılar bu resmi gerçek anlamda kutsal saymaya başladılar. Hergün binlerce insan eseri görmeye geliyordu ve yeri, korunması, ışıklandırılması gündemi meşgul eden konular oluyordu.

20. Yüzyıl’ın başında yine “Gece Devriyesi” gündeme geldi. Konu, ışıklandırılmaydı. Yukarıdan aydınlatılan eser, kimi sanat tarihçilerine göre yandan aydınlatılmalıydı. 1902’de Rijksmuseum yöneticilerinin önderliğinde kurulan 20 kişilik komisyon, yandan ışıklandırmayı seçtiler ve bunun için ek bir bölüm inşa edildi. Yani bu büyük yapıya “Gece Devriyesi“nin doğru aydınlatılması için ayrı bir bölüm yapılacaktı. Bu konu, mizahçıların hedef noktası oldu. Meşhur gazetelerde çıkan karikatürlerden birinde, eserin yanlamasına koyularak hem üstten hem de yandan aydınlatılacağı yönünde mizah ve akıl dolu bir yorum geldi. Bir başka karikatüristin çizdiği ‘ziyaret sonrası tutulmuş boyunlar‘ karikatürü de yine mizah kokuyordu.

Bugün hala Rijksmuseum‘da sergilenen eser, 1939’da ülkede seferberlik ilanında, 2. Dünya Savaşı’nda en çok korunan eserdi. Ne var ki mağaralarda, yerin altında korunan bu resim, müzede iki kez saldırıya uğradı. İlk yapılan bıçaklı saldırıda eser, 8 aylık yoğun bir çalışma sonucu eski haline döndürüldü. İkinci saldırı ise asitle yapıldı. Müze yetkilileri, asiti tabakadan uzaklaştırmak için su döktükleri eseri en az zararla kurtarmayı başardılar.

Reklamlar

One response to “Bir anekdot 13: “Gece Devriyesi”nin Rijksmuseum’daki maceralı yaşamı

  1. Geri bildirim: Bir anekdot 14: Rembrandt’ın 12 yaşında çizdiği fil | Resim Biterken

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s