Frida Kahlo’nun “The Broken Column” eseri

Image

Meksikalı ressam Frida Kahlo‘dan bahsedeceksem hayatının baharında başına gelen ve hem fiziksel hem de psikolojik acısı hiç geçmeyen o otobüs kazasına değinmeden geçemem. 17 Eylül 1925 günü gerçekleşen kaza, Frida‘nın hayatı ve sanatının içinde hep yer aldı. Ressamın 37 yaşında yaptığı “The Broken Column“un başrolünde yine o kaza var. 

50’sini göremeden hayata veda eden Frida, resimlerinin çok azında kendine yer vermedi. Ben size saçlarını kestiği, maymunuyla poz verdiği ve kendini Tezcatlipoca olarak gördüğü eserlerini anlatmaya çalıştım. Şimdi de “The Broken Column” (La Columna Rota), yani “Kırık Sütun” adlı otoportresinden söz edeceğim. Bu otoportreye bakınca bir boğulma, sıkışma, nefes alamama duygusu hissedeceksiniz. İşte Frida‘nın hayatının çok küçük bir dilimi bu hislerden uzak geçti.

Image

18’inde geçirdiği otobüs kazası sonrası defalarca tıbbi operasyon geçiren Frida, dizi dizi gelen işlemler içinde en çok omurilik operasyonundan korktu. Kazada kalçasına saplanan demir, bedenine ciddi ölçüde zarar vermişti bedenini hareket ettirebilmesi, dik durabilmesi ve yürüyebilmesi için bu ameliyat çok önemliydi. Operasyon bittikten sonra 5 ay boyunca gövdesini saran kemerli bir korseyle yaşayan Frida‘nın bu halini “The Broken Column” eserinde görüyorsunuz. Korse, adeta bir kafes gibidir ve coşkun bir yapıya sahip olan bu kız, ilk gençlik yıllarını bu beyaz kafese kısılarak geçirmektedir.

Image

Resimde Frida‘nın hislerini görüyorsunuz. Bedenine saplanan onlarca çivi, çektiği acıların ifadesi. Kalbinin ortasındaki büyük çiviyse Diego Rivera‘nın verdiği acının simgesi. Martı kaşları ve bilerek, çirkin görünmek için koyu boyadığı dudak üstü kıllarıyla dimdik karşımızda duran genç kadının gözlerinden yaşlar süzülüyor. Apaçık önümüzde duran göğüsleriyse bir insan olarak çektiği bu acıları kadın kimliğiyle de çektiğini söylüyor. Cinsellik çağrışımı yapan göğüslerinin çevresini sımsıkı saran korse kemerleri, boğulmuşluk hissini veren en önemli noktalardan biri.

Eserin en sıkıcı hissi ise Frida‘nın üreme yeteneğini kaybetmiş rahminden gırtlağına uzanan ve sanki tüfek çekermiş gibi de duran taş sütun. Pek çok yerinden çatlamış bu iyon sütun, bir anıt gibi içinde duruyor. Bunu ‘içi taş kesmiş’ şeklinde yorumlayamayız, çünkü Frida‘nın gözyaşları var. Meksika’nın kutsal azizlerinden Aziz Sebastian ikonlarından etkilenerek verdiği bu pozda ressam, bedenen ve ruhen verdiği mücadeleyi ifade ediyor. Arka planda gördüğümüz koyu gökyüzü ve çorak arazi, her ne kadar umutsuzluk verse de Kahlo her daim neşeli ve olumlu bakabilmesini bilen bir kadındır. Resimlerine ve hayat hikayesine bakınca ressamın bu karakteristik özelliği hayranlık uyandırıyor.

Image

Bu resimde de olduğu gibi hemen her eserinde ince detayları başarılı bir şekilde veren Frida, bu yeteneğini natürmort çalışarak kazandı. Kendinden başka hiçbir canlının bulunmadığı resimde omurgasını temsil eden bu taş sütun dışında vurucu bir öğe de cinsel organıymış, ancak fazla müstehcen bulunduğu için beyaz bir kumaşla kapatmış. 43 x 33 cm ebatlarındaki masonit üzeri yağlıboyayla yapılan eser, Dolores Olmeda’nım koleksiyonunda.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s