Gustave Courbet’in “Portrait of Charles Baudelaire” eseri

Image

Gustave Courbet, 19. Yüzyıl’da Fransa’yı Realizm’le resmen tanıştıran insan olarak biliniyor. Daha evvel ilk örneklerini vermiş olan bu akımın başlatıcısı olarak kabul edilen Courbet, Fransız şair Charles Baudelaire ile arkadaştı. 1848’de Baudelaire’nin portresini (“Portrait of Charles Baudelaire“) yapmaya başlayan Courbet, 1 yıl sonra eserini tamamladı. Resim şu an Paris’teki Louvre Müzesi‘nde.

1819 yılında Fransa’da dünyaya gelen Courbet, 1877’nin son gününde, 58 yaşında İsviçre’de son nefesini verdi. Courbet, resim sanatının yapmacıktan uzak, sahici isimlerinden. Courbet; 28 yaşında, yani eserleriyle özgün tarzını sanat camiasına tanıtmış döneminde yaptığı Hollanda yolculuğu esnasında Charles Baudelaire ile tanıştı. Bu tanışma, Baudelaire’yi çok memnun etti. Şair, düzenli olarak yazdığı dergide Courbet için şunları söyledi;

Yıllardır onunla tanışmayı bekliyordum, nihayet gerçekleşti. Kendisi için yazacağımı öğrenince ismini yazmamam konusunda ricada bulundu. Bay G. öylesine özgün bir ressam ki hiçbir zaman onaylanma ihtiyacı duymuyor. Eserlerine imza koymaması da bunu gösteriyor. Daha doğrusu, o eserlerini ruhuyla imzalıyor. Her şeyle, dünyanın her yeriyle ilgili. Bu yüzden ona salt ‘sanatçı’ diyemez kimse. Gerçek bir dünya insanı.

Image

Kısa bir süre sonra, 1848’de Baudelaire’nin portresini yapmaya başlayan Courbet, 53 x 61 cm ebatlarındaki resmi 1849’da bitirdi. Tabloda kırmızı, kahve ve yeşilin tonları öne çıkıyor. Genç yaşta saçlarının ön tarafı yavaştan dökülmeye başlayan Baudelaire’nin 27 yaşındaki haliyle karşı karşıyayız.

Image

Baudelaire solundan bize doğru dönmüş, masaya dayadığı kitabını okuyor. Masada bir tüy. Buradan Baudelaire’yi bilmesek de onun romantik bir okur-yazar olduğu sonucuna varabiliriz. Ağzındaki pipo da yine Courbet’in otoportresi olan ve aynı yıl yaptığı  “The Man with a Pipe“yi hatırlatıyor. Courbet’in yeşil tonları kullandığı gömleğin kırık beyaz olduğunu, kapalı mekanın ışığından dolayı bu renkte göründüğünü düşünüyorum. Solelini oturduğu koltuğa kontrollü bir şekilde bırakan Baudelaire, bu kapalı odada elindeki kitaba öylesine dalmış ki yanakları al al olmuş. Bu Realist bir portre eseri, az evvel de dediğim gibi Baudelaire’nin usta bir şair oluşunun yanında ateşli bir okuyucu olduğunu gösteriyor.

Image

İki büyük adamın bizzat içinde olduğu bu eser hakkında çok fazla konuşmam hata olacak. Bu noktada, yazımı tamamlanmış kabul ediniz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s